Trump ve “Tweetinvest” Dönemi

24 Ocak 2016 yılında Financial Times’da yayınlanan “Follow the Twitter feed to fat returns” başlıklı makalede sosyal medyanın geleneksel medyaya karşı etkinliğini arttırması sonucu yatırım dünyasında geldiği konumun altı çizildi. Selerity’nin 2015 yılında yaptığı bir çalışmaya göre ise M&A haberlerinin %28’i twitterdan yayınlandı. Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden biri BlackRock sadece sosyal medyadaki haber ve verileri analiz etmesi için birimler kurarken US Fund House Google ile birlikte yatırım kararlarını iyileştirmek için bir ortak teşebbüs (joint venture) kurmayı bile değerlendirmişti.

Veri madenciliği ve Büyük Veri gibi popüler alanların hızla gelişmesi ve sosyal medyada paylaşılan verilerin hızla artması sebebiyle özellikle twitter finansal piyasalarda spekülasyon yapmak için etkin bir araç olarak öne çıkıyor. Donald Trump da Amerikan Başkanı olarak seçildiği günden itibaren twitterı bir iletişim aracı olarak kullansa da yarattığı etkiye baktığımızda asıl amacının aslında salt bilgilendirmek değil aynı zamanda kendi stratejileri doğrultusunda piyasaları “yönledirmek” olduğunu görüyoruz.

Bu konuda yapılan akademik çalışmaların sayısı da hızla artıyor.  Doğan ve Ertan (2016), Donald Trump ve Demokrat Parti Aday adayı Hillary Clinton’ın 1-15 Nisan tarihleri arasında paylaştıkları tweetleri analiz etmiş ve tweet içeriklerinde Hillary Clinton’ın farklı seçmen gruplarına, özellikle kadınlara, çocuklara ve işçilere yakın sempatik bir imaj oluşturma gayretinde olduğu sonucuna ulaşmışlar. İş dünyasından gelen bir aday olan ve tweetlerinde de bu özelliğini yansıtan Donald Trump’ın ise patron imajı oluşturmaya çalıştığını görmüşler. Trump da Twitter hesabı üzerinden, "Benim sosyal medyayı kullanışım alışıldık Başkan tipine uygun değil… Modern zaman Başkan tipine uygun" diyerek duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.

Gelişen teknoloji ve değişen iletişim yollarında bu evrim bizim de finansal ve ekonomik analizler yaparken nicel değişkenler kadar nitel değişkenleri de modellerimize entegre edebilmemizi gerekli kılıyor.

Örneğin Trump’ın 5 Eylül 2019 tarihindeki  "Eğer Çin'le hiçbir şey olmasaydı hisse senetlerimiz en az 10 bin puan daha yüksek olurdu, ama birinin bunu yapması gerekirdi. İşler kontrolden çıkmıştı, Çin kontrolden çıkmıştı" önermesini test etmek için ticaret savaşlarının etkisini nasıl modelleriz?

Jensen (2007), DTO kararları ve ticarette korunma(sanction) haberlerinin hisse senedi fiyatlarını etkisini araştırarak 2002 yılında DTO’nun çelik sektörü hakkındaki vakalarda piyasalarla açık iletişimde olmasına rağmen süreç içinde sadece DTO kararının açıklanmasından sonra takasçıların (traderların) çelik hisselerini satarak tepki verdikleri sonucuna varmış. Bush dönemindeki ekonomi politikalarını düşündüğümüzde Trump’ın bir Neo-Bush hatta Neo-Reagan yaklaşımı olarak ortaya çıktığını da kolayca görebiliriz. Bu noktada teknolojinin gelişmesi de Trump’a ihtiyacı olan araçları fazlasıyla sunuyor.

Girizgâhı biraz uzunca olan bu güncel çalışmamızda Yeditepe Üniversitesi Finansal İktisat Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Veysel Ulusoy ile birlikte regresyon çözümlemesinde nitel açıklayıcı değişkenler yani Gölge Değişkenleri işin içine katarak Trump’ın Dow Jones önermesini ve Jensen’in makalesine öykünerek ticaret savaşlarının çelik şirketlerinin hisse getirilerine etkisi araştırdık. Burada ek olarak kendi piyasamıza da etkisine bir bakmak için Ereğli hisselerini de modellere dahil ettik. “Tradewar” gölge değişkenini yarım saatlik varlık kapanış değerleri ile 28 Ağustos 2018 ile 28 Ağustos 2019 arasındaki bir yıllık dönemde içinde “tradewar-ticaret savaşı” geçen bütün Reuters haberlerini eşleyerek oluşturduk. Buna göre gölge değişkenimiz ticaret savaşları ile ilgili terminalde haber çıktığı günlerde 1, haber çıkmadığı günlerde ise 0 değerini alıyor. 165 adet ticaret savaşı haberi 3551 ile 4419 arası gözlem için dikkate alınarak modeller oluşturuldu.

Sonuçlar Trump'ın ticaret savaşları olmasaydı, Dow Jones 10 bin puan daha yukarıda olurdu fikrini çürütüyor. Örneğin, Dow Jones ve Nasdaq, Trump'ın yaklaşımının aksine, ticaret savaşlarının başlamasından sonra bundan pozitif etkilenmiş. (Tablo 1) Yani ticaret savaşları 2 piyasayı da olumlu etkilemiş. Aynı zamanda riskleri de, yani oynaklığı da artırmış (Tablo2).  

Ticaret Savaşları en çok da çelik endüstrisinin getirisine yaramış. Hisse getirileri olumlu bir şekilde etkileniyor. Doğal olarak varyasyon da yükselmiş. Yani risk ve getiri aynı yönde hareket etmiş

Asimetrik beklenti oluşum süreçlerine izin veren EGARCH tahmin yöntemi kullanılarak elde edilen tahmin sonuçları ve elde edilen Haber Etki Eğrileri (News Impact Curve)’nin gösterdiği üzere ise Nucor, AK Steel, US Steel ve Ereğli gibi çelik sektörü oyuncularının hisseleri haber şoklarına oldukça sert tepki veriyorlar. Ereğli ve AK Steel negatif haberlerden daha çok etkilenirken Nucor pozitif haberlere daha çok tepki veriyor (Figür 1)

 

Geçen yıldan beri Bloomberg’in de algo traderler için twitter paylaşımlarını süzerek servis edecek bir hizmet üzerinde çalışıyor. Bloomberg Enterprise Data CIO’su Tony McManus, müşterilerinin bilgi bazlı trade stratejileri için twitterdaki paylaşımların piyasa eğilimlerini önceden keşfetmek ve oluşacak yeni duruma göre pozisyon alabilmek için elzem olduğunu belirttiğinin altını çiziyor. Hatta JP Morgan Chase, Trump`ın attığı tweetlerin piyasadaki oynaklığa etkisini ölçmek için bir endeks oluşturdu. JP Morgan analistleri, Trump'ın attığı Tweetlerin Hazine kağıtları üzerinde ciddi etkisi olması nedeniyle oluşturulan endekse "Volfefe Endeksi" adını verdiler.

Sonuç olarak Trump’ın twitterın başına geçip sürekli ileti yazmasının ardında bizim yakıştırmaktan haz duyduğumuz gibi bir delilik halinden çok piyasaya verdiği şoklarla bir “tweetinvest” stratejisi olması ihtimali yüksek gibi görünüyor.

Yani günün sonunda lafla peynir gemisi gayet güzel yürüyor.

 

GETİRİ MODELİ

 

OYNAKLIK MODELİ

PAYLAŞ