DÖVİZ HAREKETİNİ BİR DE BİZDEN DİNLEYİN

 

 

Son günlerde faiz, döviz ve enflasyonda serbest piyasa ekonomisi ile hiç de bağlantılı olmayan bir takım yönelimler görmekteyiz. Diğer bir ifade ile faiz, kur ve enflasyon etkileşim içinde hareket etmesi gereken yönlerden farklılaşmaktalar…

 

**

Örneğin, piyasa koşullarının belirlediği faiz oranlarının en fazla etkilendiği faktörler:

 

  1. gündemdeki enflasyon
  2. karar vericiler tarafından hedeflenen enflasyon
  3. tüketici ve yatırımcıların beklediği enflasyon
  4. a ile c arasındaki farklar (geçmiş verilerden görülebilir)
  5. üretimdeki boşluk, yani üretim değerinizin potansiyelinizden farkı.

 

Yüksek enflasyonist baskıya sahip ekonomilerde faiz de payını alır ve yükselir. Bu piyasanın doğrudan belirlediği etkidir. Buna karar vericilerin hedeflediği oranı ekleyip o etkiyi ölçersek işler biraz daha karmaşık hale gelir. Bir yatırımcı örneğin düşük oranlarda bir hedef koyar ve piyasayı da ikna ederse, hem yatırımcı hem de harcayan yani hane halkı bu kapsamda rasyonel karar veririler.

**

Öte yandan, gerçekleşen enflasyon ile hedef arasında fark her daim fazla olursa, artık piyasa kendi beklentilerine göre hareket eder: firmalar daha az yatırım, hane halkı daha az harcama yapar. Bunun sonucunda da daha düşük büyüme gerçekleşir.

Düşük büyüme oranları potansiyelinizin altında kaldığında ise, faizlerin aşağıya doğru meyli başlar ve işsizlik artar, istihdam azalır. Gelir etkisi ile harcamalar ve vergi gelirleri azalır. …. Bu sarmal böyle devam eder.

**

Peki, tüm bunlar döviz kurunu nasıl etkiler. Bu etki normal zamanlarda farklı, bir kriz anında farklı davranış içinde olur.  İlkinde üretim gücünüzün potansiyele yaklaşması ile düşer, enflasyon ve hedefi arasındaki farkın azalması ve faizlerdeki düşüşe paralel olarak ulusal para biriminiz daha da değer kazanır. İkincisinde ise swap etkisiyle daha ağır koşullarda zamanın gelecek ile değişmesinin getirdiği ek maliyetler büyük rol oynuyor. Bunu ayrı bir yazıda ele alacağız.

**

Tüm be etkileşimler eş anlı olmaz doğal olarak. İlk hareket üretimin trendi ve enflasyon ile başlar. Faiz ile devam eder ve sonuçta döviz kurunu etkiler.

Son dönemde en önemli sorulardan birisi toplumun kafasında şöyle şekilleniyor: Faiz yerinde sayarken, döviz kurunun artmasında merkez bankasının karşılık oranlarını azaltması sonucunda piyasadaki likiditeyi artırması ve böylece halkın ve özellikle bankaların dolarizasyona yönelmesinin etkisi var mı?

Yanıt çok katmanlı….

 

  1. Piyasa güven endekslerindeki azalmanın en temel göstergesi faizi de etkileyen enflasyon oranı ve beklenti arasındaki fark ile üretim gücünüzün potansiyelden çok aşağılarda olması
  2. Bunun sonucunda yatırım ve harcamaların faize duyarlılığını tamamen kaybetmesi
  3. Geleceğin muğlaklığının yarattığı ekonomik davranışların etkisiyle hane halkının daha temkinli davranarak güvenli limana sığınmak istemesi
  4. Bankaların ve firmaların dış borçlarından dolayı dövize olan talebinin artması
  5. Dış ekonomik dengelerdeki değişme

Tüm bunların üzerinde, yukarıda belirttiğimiz piyasa dışı davranışlarının etkileri daha ağır basıyor. Nedir bu piyasa dışı baskı peki? Mahfi Hocamız bugünkü yazısında “telkin” kelimesini kullanmış….. üzerinde durmak gereken bir nokta..

Ha bir de Trump etkisi ve siyasal gelişmeler var.

 

PAYLAŞ